Kaynaklar

İsa’nın Meselleri

The Parables of Jesus

Mesel (Yunanca “parabolē”, yan yana koymak ya da karşılaştırmak anlamına gelir), günlük hayattan alınan basit bir öykü aracılığıyla derin bir ruhsal ya da ahlaki gerçeği anlatma yöntemidir. Mesih İsa, halka öğretirken sıkça bu yöntemi kullanmıştır: bir çiftçi, bir çoban, bir düğün, kaybolan bir para. Dinleyicilerin günlük hayattan tanıdığı bu sahneler, aslında Allah’ın Hükümdarlığı’na dair bir gerçeği içinde taşır. Öğrencileri neden mesellerle konuştuğunu sorduğunda Mesih İsa şöyle yanıt verir: gerçeği içtenlikle arayan bir yürek için mesel, düşünmeye ve sorgulamaya davet eden bir kapıdır; ama duymak istemeyen bir yürek için aynı öykü yalnızca sıradan bir hikâye olarak kalır (Matta 13:10–17). Bu yüzden meseller bazen ilk bakışta şaşırtıcı, hatta anlaşılması güç gelebilir: bağdaki işçilerin eşit ücret alması, adaletsiz bir kahyanın övülmesi gibi ayrıntılar düşünmeye zorlar. Aşağıda Mesih İsa’nın İnciller’de anlatılan başlıca meselleri, kısaca yeniden anlatılmış ve anlamlarıyla birlikte, konularına göre bölümlere ayrılmıştır.

1Hükümdarlık Meselleri

Parables of the Kingdom

Mesih İsa, Allah’ın Hükümdarlığı’nın ne olduğunu ve nasıl büyüdüğünü anlatmak için çoğu zaman tarım ve büyüme benzetmeleri kullanmıştır. Aşağıdaki meseller, Hükümdarlık’ın küçük başlangıçlardan büyük bir gerçekliğe nasıl dönüştüğünü, iyi ile kötünün bu dünyada nasıl bir arada bulunduğunu ve Hükümdarlık’a sahip olmanın değerini anlatır.

EkinciMatta 13:1–23 · Markos 4:1–20 · Luka 8:4–15

Bir çiftçi tarlasına tohum eker. Tohumların bir kısmı yol kenarına düşer ve kuşlar hemen yer; bir kısmı taşlık yere düşer, çabuk filizlenir ama kök salamadığı için güneş altında kurur; bir kısmı dikenli yere düşer ve dikenler filizi boğar; bir kısmıysa iyi toprağa düşer ve otuz, altmış, hatta yüz kat ürün verir.

Mesih İsa bu meseli kendisi açıklamıştır: tohum Allah’ın sözüdür, farklı topraklar ise sözü duyan farklı insan yürekleridir. Yol kenarı sözü hemen unutan kayıtsız bir yüreği, taşlık toprak sıkıntı karşısında imanını çabuk bırakan yüzeysel bir bağlılığı, dikenli toprak dünya kaygılarının imanı boğduğu bir yüreği, iyi toprak ise sözü dinleyip anlayan ve ona göre yaşayan bir yüreği temsil eder. Mesel, sözü duymanın yetmediğini, onu nasıl karşıladığımızın belirleyici olduğunu öğretir.

Buğday ve DeliceMatta 13:24–30, 36–43

Bir adam tarlasına iyi tohum eker, ama o uyurken bir düşman gelip buğdayın arasına delice (yabani ot) tohumu serper. İkisi birlikte büyüyünce hizmetkârlar deliceyi hemen ayıklamak ister, ama adam buğdayla birlikte sökülmesin diye buna izin vermez; biçim zamanına kadar ikisinin birlikte büyümesine izin verilir, sonra ayrılıp delice yakılır, buğday ambara toplanır.

Mesih İsa bu meseli de açıklamıştır: tarla dünyadır, iyi tohum Hükümdarlık’ın çocukları, delice ise kötünün çocuklarıdır; biçim zamanı ise çağın sonudur. Mesel, iyi ile kötünün bu dünyada bir arada bulunmasına neden izin verildiğini açıklar: nihai ayrım ve yargı Allah’a aittir, insan eliyle acele bir ayıklama masum olanı da yok edebilir.

Hardal TanesiMatta 13:31–32 · Markos 4:30–32 · Luka 13:18–19

Hardal tanesi bütün tohumların en küçüğüdür; ama toprağa ekilince büyüyüp bahçedeki bütün bitkilerden daha iri bir dal haline gelir, öyle ki kuşlar gelip dallarında yuva yapar.

Allah’ın Hükümdarlığı da böyle başlar: göze çarpmayan, küçük ve önemsiz görünen bir başlangıçla. Mesih İsa’nın birkaç öğrencisi ve mütevazı vaazıyla başlayan bu Hükümdarlık, zamanla bütün milletleri içine alacak kadar büyümüştür. Mesel, küçük bir imanın ya da küçük bir iyiliğin bile Allah’ın elinde büyük bir etkiye dönüşebileceğini hatırlatır.

MayaMatta 13:33 · Luka 13:20–21

Bir kadın az miktarda mayayı büyük bir un yığınına karıştırır ve mayanın etkisiyle hamurun tamamı kabarır.

Hardal tanesi meseli gibi bu mesel de Hükümdarlık’ın görünmez ama etkili büyümesini anlatır. Maya hamurun içinde gözle görülmez, ama onu içten değiştirir. Allah’ın Hükümdarlığı da dünyada böyle çalışır: her zaman gösterişli biçimde değil, sessizce, içeriden, insan yüreklerini ve toplumları dönüştürerek.

Tarladaki HazineMatta 13:44

Bir adam bir tarlada gömülü hazine bulur; sevinçle gidip her şeyini satar ve o tarlayı satın alır.

Allah’ın Hükümdarlığı, bulan kişi için her şeyden daha değerli bir hazinedir. Mesel, Hükümdarlık’ı bulan bir insanın tepkisinin zorunlu bir fedakârlık değil, sevinçle verilen bir karşılık olduğunu vurgular: adam hazineyi bulduğu için üzülerek değil, sevinerek her şeyini satar. İman uğruna verilen her şey, kaybedilen değil kazanılan bir şeydir.

Değerli İnciMatta 13:45–46

Güzel inciler arayan bir tüccar, son derece değerli tek bir inci bulunca gidip her şeyini satar ve o inciyi satın alır.

Bu mesel, bir önceki hazine meseliyle neredeyse aynı dersi verir, ama farklı bir açıdan: hazineyi bulan adam onu ararken bulmamıştı, tüccar ise bilerek ve arayarak bulur. Allah’ın Hükümdarlığı hem beklenmedik bir armağan olarak hem de bilinçli bir arayışın sonunda bulunabilir; her iki durumda da bulunca verilecek tek karşılık, her şeyi bırakıp onu sahiplenmektir.

Balık AğıMatta 13:47–50

Denize atılan bir ağ her türden balığı toplar; ağ dolunca balıkçılar onu kıyıya çeker, iyi balıkları kaplara ayırır, işe yaramazları atarlar.

Mesih İsa bu meseli, buğday ve delice meseliyle aynı şekilde açıklar: çağın sonunda melekler kötüleri doğrulardan ayıracaktır. Mesel, Kilise’nin ve dünyanın bu çağda hem iyi hem kötü insanları içinde barındırdığını, ama nihai ayrımın kaçınılmaz olduğunu hatırlatır.

Kendiliğinden Büyüyen TohumMarkos 4:26–29

Bir adam toprağa tohum eker; sonra gece uyusun gündüz kalksın, tohum onun bilmediği bir şekilde filizlenip büyür. Toprak kendiliğinden önce sapı, sonra başağı, sonra başaktaki dolgun taneyi verir; ürün olgunlaşınca adam orağını vurur.

Bu kısa mesel yalnızca Markos’un İncili’nde bulunur ve Hükümdarlık’ın büyümesinde insan çabasının sınırlı olduğunu öğretir. Çiftçi tohumu eker, ama büyümeyi sağlayan kendisi değildir. Allah’ın işi de insanların göremediği, çoğu zaman anlayamadığı bir biçimde, kendi zamanında olgunlaşır.

2Merhamet ve Bağışlama Meselleri

Parables of Mercy and Forgiveness

Bu meseller, Allah’ın günahkârlara duyduğu sınırsız merhameti ve insanın da aynı merhameti başkalarına göstermesi gerektiğini anlatır.

Kayıp KoyunLuka 15:3–7 · Matta 18:12–14

Yüz koyunu olan bir çoban, bunlardan biri kaybolunca doksan dokuzunu kırda bırakır ve kaybolanı bulana dek arar; bulunca onu sevinçle omuzlarına alır, eve döner ve komşularını sevincine ortak eder.

Mesih İsa bu meseli, günahkârlarla birlikte yemek yediği için kendisini eleştiren dindarlara yanıt olarak anlatmıştır. Mesel, Allah’ın tek bir günahkârın tövbesine, güvende olan doksan dokuz kişiden daha çok sevindiğini öğretir; bu, doksan dokuzun değersiz olduğu anlamına gelmez, kaybolanın Allah’ın gözünde asla vazgeçilecek biri olmadığı anlamına gelir.

Kayıp ParaLuka 15:8–10

On gümüş parası olan bir kadın, bunlardan birini kaybedince kandil yakıp evi süpürerek parayı bulana dek dikkatle arar; bulunca komşularını çağırıp onlarla birlikte sevinir.

Kayıp koyun meseliyle aynı bağlamda anlatılan bu mesel aynı dersi pekiştirir: Allah kaybolanı bulmak için etkin biçimde arar ve bulduğunda büyük bir sevinç duyar. Kadının parayı ararken gösterdiği özen, Allah’ın her bir insana verdiği değeri ve önemi simgeler.

Müsrif OğulLuka 15:11–32

Bir adamın iki oğlu vardır. Küçük oğul mirasından düşen payı erkenden ister, uzak bir ülkeye gidip her şeyini sefih bir yaşamla harcar ve açlıktan domuz çobanlığına düşer. Kendine gelip babasının evine, artık oğul değil işçi olarak dönmeye karar verir; ama babası onu uzaktan görüp koşarak karşılar, sarılıp öper, en güzel kaftanı giydirir ve şölen düzenler. Tarladan dönen büyük oğulsa kardeşinin bu karşılanışına öfkelenir ve şölene katılmayı reddeder; babası ona da dışarı çıkıp yalvarır.

Bu, belki de Mesih İsa’nın en tanınan meselidir ve Allah’ın merhametini bir baba figürüyle anlatır: baba, oğlunu cezalandırmak yerine koşarak karşılar, hesap sormadan kabul eder. Büyük oğulun tepkisi, kendini hep sadık gören ama kardeşinin bağışlanmasına içerleyen dindar insanların tutumunu yansıtır; babanın ona da çıkıp yalvarması, Allah’ın kendini doğru sayanları da aynı sevgiyle çağırdığını gösterir. Mesel açık uçlu biter: büyük oğulun içeri girip girmeyeceği söylenmez, çünkü karar dinleyene bırakılmıştır.

Acımasız HizmetkârMatta 18:23–35

Bir kral, kendisine on bin talant (ömür boyu ödenemeyecek denli büyük bir meblağ) borcu olan bir hizmetkârını hesaba çeker; hizmetkâr yalvarınca kral borcun tamamını bağışlar. Ama aynı hizmetkâr, kendisine yüz dinar (çok küçük bir meblağ) borcu olan bir başka hizmetkârı yakasından tutup zindana attırır. Bunu duyan kral öfkelenir, bağışladığı borcu geri ister ve hizmetkârı cezalandırır.

Mesih İsa bu meseli, Petrus’un “kardeşimi kaç kez bağışlamalıyım” sorusuna yanıt olarak anlatmıştır. Mesel, Allah’tan aldığımız bağışlamanın büyüklüğü ile bizim başkalarını bağışlamamız gereken küçük şeyler arasındaki orantısızlığı çarpıcı bir abartıyla gösterir: Allah’ın bizi bağışlaması, bizim de başkalarını bağışlamamızı gerektirir.

Ferisi ve Vergi GörevlisiLuka 18:9–14

İki adam tapınağa dua etmeye çıkar. Ferisi ayakta durup kendi doğruluğunu sayar ve diğer insanlardan, özellikle de yanındaki vergi görevlisinden üstün olduğu için Allah’a şükreder. Vergi görevlisiyse uzakta durur, gözlerini göğe kaldırmaya bile cesaret edemez, göğsünü döverek yalnızca “Allah’ım, ben günahkâra merhamet et” der.

Mesih İsa, tapınaktan aklanmış olarak evine dönenin Ferisi değil vergi görevlisi olduğunu söyler. Mesel, kendini dindarlığıyla övmenin Allah katında bir değeri olmadığını, ama alçakgönüllülükle merhamet dileyen bir yüreğin karşılık bulduğunu öğretir: kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.

İki BorçluLuka 7:41–43

Bir alacaklının iki borçlusu vardır; biri beş yüz, öbürü elli dinar borçludur. İkisinin de borcunu ödeyecek gücü olmadığı için alacaklı ikisini de bağışlar. Mesih İsa, kendisini hor gören bir Ferisi olan Simun’a sorar: bu ikisinden hangisi alacaklıyı daha çok sever?

Bu kısa mesel, İsa’nın ayaklarını gözyaşlarıyla yıkayan ve günahkâr olarak tanınan bir kadını hor gören Simun’a yöneltilmiştir. Cevap açıktır: daha çok bağışlanan daha çok sever. Mesel, kendi günahının büyüklüğünü fark eden bir kalbin, Allah’a duyduğu sevgi ve şükranın da o ölçüde büyük olacağını öğretir.

Meyvesiz İncir AğacıLuka 13:6–9

Bir adamın bağında diktiği bir incir ağacı üç yıldır meyve vermez. Adam bağcısına ağacı kesmesini söyler, ama bağcı bir yıl daha beklemesini, o süre içinde ağacın dibini kazıp gübreleyeceğini, yine meyve vermezse kesilebileceğini söyler.

Mesih İsa bu meseli, o dönemde yaşanan bazı trajik olaylar üzerine “tövbe etmezseniz hepiniz böyle mahvolacaksınız” uyarısının hemen ardından anlatır. Mesel, Allah’ın sabrını ve insana tövbe için verdiği ek zamanı, ama bu sabrın sonsuz olmadığını birlikte öğretir: meyvesiz kalan bir yaşam er ya da geç hesap vermek zorundadır.

İyi SamiriyeliLuka 10:25–37

Yeruşalim’den Eriha’ya inen bir adam haydutların saldırısına uğrar, soyulur, dövülür ve yarı ölü bırakılır. Yoldan geçen bir rahip ve bir Levili, onu görüp öbür yandan geçip giderler. Ama yolculuk eden bir Samiriyeli, o zamanlar Yahudilerce hor görülen bir halktan olmasına karşın, adamı görünce ona acır; yaralarını sarar, kendi hayvanına bindirip bir hana götürür ve masraflarını üstlenir.

Mesih İsa bu meseli, “komşum kimdir?” sorusuna yanıt olarak anlatır. Rahip ve Levili, dinî görevleriyle ya da temizlik kurallarıyla meşgul olduğu için ihtiyaç sahibinden kaçınmıştır; hor görülen yabancı Samiriyeliyse gerçek merhameti göstermiştir. Mesel, komşuluğun kan bağı ya da din ile değil, ihtiyacı gören ve ona karşılık veren bir yürekle tanımlandığını öğretir: git, sen de öyle yap.

3Dua ve Sebat Meselleri

Parables of Prayer and Perseverance

Bu iki kısa mesel, Allah’a güvenerek ve sebatla dua etmeyi öğretir.

Israrcı Dul KadınLuka 18:1–8

Ne Allah’tan korkan ne insana saygı duyan bir yargıç, kendisinden adalet isteyen bir dul kadını başta duymazlıktan gelir. Ama kadın durmadan gelip ısrar edince, yargıç yalnızca kendisini rahatsız etmesin diye kadına hakkını verir.

Mesih İsa bu meseli, her zaman dua etmek ve gevşememek gerektiğini öğretmek için anlatır. Adaletsiz yargıç bile ısrar karşısında hakkı verirse, adil ve merhametli olan Allah’ın kendisine gece gündüz yakaran çocuklarının duasını çok daha güvenle karşılayacağı sonucuna varılır. Mesel, duada karşılaşılan sessizliğin Allah’ın ilgisizliği değil, sebat için bir çağrı olduğunu öğretir.

Gece Yarısı Gelen DostLuka 11:5–8

Bir adam, gece yarısı eve gelen bir misafire ikram edecek ekmeği olmadığı için komşusunun kapısını çalar. Komşu önce, kapı kilitli ve çocuklar uyurken kalkmak istemediğini söyler; ama adamın ısrarlı çalması karşısında sonunda kalkıp istediğini verir.

Mesih İsa bu meseli, “isteyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız” öğretisinin hemen öncesinde anlatır. Mesel, ısrarlı ve cesur bir duanın Allah katında değersiz olmadığını, tersine Allah’ın çocuklarının kendisine gösterdiği güveni ve sebatı sevdiğini öğretir.

4Uyanıklık, Hazırlık ve Bilgelik Meselleri

Parables of Watchfulness and Wisdom

Bu meseller, Mesih İsa’nın geri dönüşüne ve yaşamın sınavlarına hazırlıklı olmayı, gerçek bilgeliğin ne olduğunu anlatır.

On KızMatta 25:1–13

Bir düğünde güveyi karşılamaya çıkan on kızdan beşi akıllı, beşi akılsızdır. Akıllı olanlar kandilleriyle birlikte yedek yağ da alır; akılsız olanlarsa yalnızca kandillerini alır. Güvey gecikince hepsi uyuyakalır; gece yarısı geldiğinde akılsız kızların yağı biter, yağ almaya gittikleri sırada güvey gelir ve hazır olan beş kız onunla birlikte düğün şölenine girer; kapı kapanır, geç kalanlar dışarıda bırakılır.

Mesel, Mesih İsa’nın ne zaman geri döneceğinin bilinmediğini ve bu yüzden her an hazır olmak gerektiğini öğretir. Yağ, burada son anda ödünç alınamayan, önceden biriktirilmesi gereken bir hazırlığı, yani sadık bir yaşamı temsil eder. Mesel, imanın son ana ertelenemeyeceğini hatırlatır.

Zengin AhmakLuka 12:16–21

Toprağı bol ürün veren zengin bir adam, ürünlerini nereye koyacağını düşünür; eski ambarlarını yıkıp daha büyüklerini yapmaya, canına “yıllarca yetecek kadar malın var, rahatına bak, ye, iç, sefa sür” demeye karar verir. Ama Allah ona, “ey akılsız, canın bu gece senden istenecek, hazırladıkların kime kalacak?” der.

Mesih İsa bu meseli, bir miras tartışmasına karışması istendiğinde, “açgözlülükten sakının, çünkü kişinin yaşamı malının çokluğuna bağlı değildir” uyarısıyla anlatır. Mesel, yalnızca bu dünya için biriktirmenin ve Allah’a karşı zengin olmamanın büyük bir akılsızlık olduğunu öğretir.

Uyanık HizmetkârlarLuka 12:35–40

Efendisinin düğünden ne zaman döneceğini bilmeyen hizmetkârlar, kuşaklarını bağlamış, kandillerini yakmış halde, kapıyı hemen açmaya hazır beklemelidir. Efendisi gece yarısı ya da sabaha karşı gelse bile, uyanık bulduğu hizmetkârları ne mutludur; efendi onları sofraya oturtup kendisi hizmet edecek kadar onlardan hoşnut kalacaktır.

Mesel, Mesih İsa’nın gelişinin beklenmedik bir anda olacağını, bu yüzden inananların sürekli hazır ve uyanık olması gerektiğini öğretir. Sadakat, efendi görmese de değişmeyen bir tutumdur.

Sadık ve Akılsız KahyaLuka 12:42–48 · Matta 24:45–51

Efendisi onu diğer hizmetkârların başına kahya olarak atayan bir hizmetkâr, efendisi dönene dek onlara vaktinde yiyecek dağıtmakla görevlidir. Efendisi geldiğinde onu bu görevi yaparken bulursa hizmetkâr mutlu olacaktır. Ama kahya, efendisinin gecikeceğini düşünüp diğer hizmetkârları dövmeye, yiyip içip sarhoş olmaya başlarsa, efendisi beklemediği bir anda gelip onu cezalandıracaktır.

Mesel, özellikle Kilise’de önderlik ve sorumluluk üstlenenlere yöneliktir: verilen yetki bir imtiyaz değil, hesabı sorulacak bir emanettir. Mesih İsa, “kime çok verilmişse ondan çok istenecek” diyerek sorumluluğun büyüklüğünün verilenle orantılı olduğunu ekler.

Bilge ve Akılsız Yapı UstalarıMatta 7:24–27 · Luka 6:46–49

Mesih İsa’nın sözlerini duyup uygulayan kişi, evini kayanın üzerine kuran bilge bir adama benzer; yağmur yağıp seller gelse, rüzgâr essin, ev sarsılmaz, çünkü temeli kayadır. Sözleri duyup uygulamayan kişiyse, evini kumun üzerine kuran akılsız adama benzer; aynı fırtına gelince ev çöker ve yıkımı büyük olur.

Dağdaki Vaaz’ın kapanışı olan bu mesel, dinlemekle uygulamak arasındaki farkı vurgular. İki adam da aynı sözleri duymuştur; aradaki fark sözü yaşama geçirip geçirmemektir. Mesel, sağlam bir yaşamın temelinin yalnızca doğru şeyler bilmek değil, onları uygulamak olduğunu öğretir.

5Sorumluluk ve Yönetim Meselleri

Parables of Stewardship

Bu meseller, Allah’ın insana emanet ettiği yetenek, zaman ve kaynakların nasıl kullanılması gerektiğini ve Allah’ın lütfunun insan adaletinden farklı işlediğini anlatır.

YeteneklerMatta 25:14–30

Yolculuğa çıkan bir efendi, üç hizmetkârına yeteneklerine göre para (talant) emanet eder: birine beş, birine iki, birine bir talant. Beş ve iki talant alanlar bu parayı işletip katlarken, bir talant alan hizmetkâr korkudan parayı toprağa gömer. Efendi dönünce ilk ikisini övüp ödüllendirir, ama tek talantı saklayan hizmetkârı tembelliğinden dolayı azarlar ve elindekini bile alır.

Mesel, Allah’ın her insana farklı ölçüde yetenek, zaman ve fırsat emanet ettiğini, bunların büyütülmek ve başkalarının yararına kullanılmak üzere verildiğini öğretir. Hizmetkârın hatası az verilmiş olması değil, korkudan hiçbir şey yapmamasıdır.

MinalarLuka 19:11–27

Yetenekler meseline benzer biçimde, uzak bir ülkeye giden soylu bir adam on hizmetkârına birer mina (daha küçük bir para birimi) verip “ben dönene dek bu parayla alışveriş yapın” der. Dönüşünde, on katına çıkaran hizmetkâra on kent, beş katına çıkarana beş kent yönetimini verir; parayı bir bezin içine sarıp sakladığı için hiç kazanmayan hizmetkârınsa elindekini alır.

Bu mesel Yetenekler meseliyle aynı temel dersi taşır, ama soylu adamın aynı zamanda kral olmak için gittiği bir ayrıntı eklenir. Mesih İsa bu meseli, Yeruşalim’e yaklaşırken, Hükümdarlığın hemen görünmeyeceğini ama kesin olarak geleceğini, o zamana dek sadakatle çalışmak gerektiğini öğretmek için anlatmıştır.

Adaletsiz KahyaLuka 16:1–13

Malını çarçur ettiği gerekçesiyle işten çıkarılacağını öğrenen bir kahya, işini kaybetmeden önce efendisinin borçlularını tek tek çağırıp borçlarını önemli ölçüde azaltır; böylece kendine, işten sonra sığınabileceği dostlar edinmeyi umar. Efendisi, dürüst olmayan bu hareketine rağmen kahyanın kurnazlığını övgüyle anar.

Bu, Mesih İsa’nın anlaşılması en zor meseli sayılır: burada onaylanan kahyanın sahtekârlığı değil, geleceği için akıllıca ve kararlı davranmasıdır. Mesih İsa, “bu çağın insanları kendi kuşaklarıyla ilişkilerinde ışık çocuklarından daha akıllı davranıyor” der ve inananları da ebedi geleceklerini düşünürken aynı ciddiyetle davranmaya çağırır. Mesel, hem Allah’a hem paraya kulluk edilemeyeceği uyarısıyla sona erer.

Bağdaki İşçilerMatta 20:1–16

Bir bağ sahibi sabah erkenden işçi tutmaya çıkar ve günlük bir dinara anlaşır; günün farklı saatlerinde, hatta akşama bir saat kala işe aldığı işçilere de aynı ücreti önerir. Akşam ücretler ödenirken, son gelenler de sabahtan çalışanlarla aynı bir dinarı alınca, sabahtan beri çalışanlar haksızlığa uğradıklarını düşünüp söylenirler. Bağ sahibi, kendi malıyla dilediğini yapma hakkı olduğunu, kimseye haksızlık etmediğini, anlaştıkları ücreti verdiğini söyler.

Bu mesel, insan adaletiyle Allah’ın lütfu arasındaki farkı anlatır: insan adaleti emeğe göre öder, Allah’ın lütfuysa ihtiyaca göre, cömertçe verilir. Mesel, geç gelenin (örneğin ömrünün sonunda tövbe edenin) de erken gelenle aynı kurtuluşa kavuşabileceğini ve bunun kimseye haksızlık olmadığını öğretir; bağ sahibinin son sözü tam da bunu sorar: cömertliğim seni neden kıskandırsın?

İki OğulMatta 21:28–32

Bir adam iki oğlundan birincisine bağda çalışmasını söyler; oğul önce “istemiyorum” der ama sonra pişman olup gider. İkinci oğluna aynı şeyi söylediğinde “olur efendim” der ama gitmez. Mesih İsa, dinleyicilere hangisinin babasının isteğini yerine getirdiğini sorar; cevap açıktır: sözünü tutmayan ama sonunda giden birincisi.

Mesih İsa bu meseli, kendisini dinlemeyen din önderlerine karşı anlatır: vergi görevlileri ve fahişeler gibi başta Allah’a sırt çeviren ama sonradan tövbe edenler, sözde dindar görünüp gerçekte itaat etmeyenlerden önce Hükümdarlığa girecektir. Mesel, sözlerin değil eylemlerin gerçek itaati gösterdiğini öğretir.

Kötü BağcılarMatta 21:33–46 · Markos 12:1–12 · Luka 20:9–19

Bir bağ sahibi bağını bağcılara kiraya verip uzağa gider. Ürün zamanı geldiğinde hakkını almak için gönderdiği hizmetkârları bağcılar döver, hatta öldürür. Sonunda sahibi, “oğlumu sayarlar” diyerek öz oğlunu gönderir; ama bağcılar, mirası kendilerine kalsın diye oğulu da öldürüp bağdan dışarı atarlar. Mesih İsa, bağ sahibinin bu bağcıları yok edip bağı başkalarına vereceğini söyler.

Bu mesel, İsrail’in tarihindeki peygamberlerin reddedilişine ve Mesih İsa’nın kendi ölümüne açık bir göndermedir: bağ Allah’ın halkı, bağcılar önderleri, hizmetkârlar peygamberler, oğul ise Mesih İsa’nın kendisidir. Mesel, Allah’ın sabrının kötüye kullanılmasının ağır bir sonucu olduğunu, ama Hükümdarlık’ın reddedilse bile başkalarına açılacağını öğretir.

6Hükümdarlığa Çağrı ve Hesap Verme Meselleri

Parables of Invitation and Judgment

Bu meseller, Allah’ın Hükümdarlığı’na davetin genişliğini ve yaşamın sonunda verilecek hesabı anlatır.

Büyük ŞölenMatta 22:1–14 · Luka 14:15–24

Büyük bir şölen (Matta’da bir kralın oğlu için düzenlediği düğün şöleni) hazırlayan bir ev sahibi davetlilerini çağırır; ama davetliler türlü bahanelerle gelmeyi reddeder, hatta Matta’nın anlatımında kralın hizmetkârlarını öldürürler. Öfkelenen ev sahibi, hizmetkârlarını yollara ve sokak başlarına gönderip bulduğu herkesi, yoksulu, sakatı, kör ve topalı şölene çağırır; şölen salonu dolar.

Mesel, Allah’ın Hükümdarlığı’na ilk çağrılan İsrail’in dinî önderlerinin bu çağrıyı reddetmesini ve davetin bunun üzerine herkese, özellikle toplumun dışladığı insanlara açılmasını anlatır. Matta’nın anlatımındaki ek bölümde, düğün giysisi olmayan bir davetlinin dışarı atılması, Hükümdarlığa girmenin yalnızca davete icabet etmekle değil, ona uygun bir yaşamla da mümkün olduğunu ekler.

Zengin Adam ve LazarLuka 16:19–31

Her gün şahane ziyafetler veren zengin bir adamın kapısının önünde, Lazar adlı yoksul ve hasta bir dilenci yatar, zengin adamın sofrasından düşen kırıntılarla karnını doyurmaya çalışır. İkisi de ölür; Lazar Avraam’ın koynuna, zengin adamsa ölüler diyarına, azap içine düşer. Zengin adam uzaktan Avraam’ı ve Lazar’ı görüp yardım ister, ama aralarında geçilmez bir uçurum olduğu söylenir. Zengin adam bu kez kardeşlerini uyarması için Lazar’ın diriltilip gönderilmesini ister, ama Avraam, Musa ile peygamberleri dinlemeyenlerin ölümden dirilen biri gelse bile ikna olmayacağını söyler.

Mesel, bu dünyadaki zenginlik ve yoksulluğun öbür dünyadaki durumu doğrudan belirlemediğini, ama zenginliğin insanı yoksulun ihtiyacına karşı duyarsızlaştırma tehlikesini taşıdığını öğretir. Zengin adamın günahı servetinin kendisi değil, kapısının önündeki Lazar’ı görmezden gelmesidir.

Koyunlar ve KeçilerMatta 25:31–46

İnsanoğlu görkem içinde geldiğinde bütün ulusları önünde toplayacak ve bir çobanın koyunları keçilerden ayırması gibi onları ikiye ayıracaktır. Sağındakilere, acıkınca doyurdukları, susayınca içirdikleri, yabancıyken barındırdıkları, çıplakken giydirdikleri, hastayken ve zindandayken ziyaret ettikleri için Hükümdarlığı miras bırakacaktır; onlar ne zaman yaptıklarını sorunca, “bu en küçük konumdaki kardeşlerimden birine yaptığınızı, bana yapmış oldunuz” yanıtını alırlar. Solundakiler ise tam tersini yapmadıkları için aynı sözlerle, ama ters yönde yargılanır.

Bu, kesin anlamda bir mesel olmaktan çok Mesih İsa’nın son yargı üzerine bir öğretisidir, ama meseller arasında sık anılır çünkü benzer bir benzetme diliyle anlatılır. Öğretinin can alıcı noktası, Mesih İsa’nın kendisini en muhtaç, en küçük, en göz ardı edilen insanla özdeşleştirmesidir: ona yapılan iyilik ya da kötülük, doğrudan Mesih İsa’ya yapılmış sayılır.